85 yıl önce, 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı. Atatürk’ün deyişiyle “Türk ulusunun idam fermanı” olan Sevr Anlaşması tarihin çöp sepetine atılmış oldu. Lozan’da gerçekleşen olay tarihin yeniden yazılışıdır.
Böylece, Anadolu içlerinde küçük bir toprak parçasında Türkler için öngörülen “yarı sömürge” düzenine son verilirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü sınırlarında bir dünya devleti olarak yeniden doğumu onaylanmıştır.
Lozan Antlaşması’nın hangi zor koşullarda imzalandığını biliyor, yenik emperyalist devletlerin, kendilerini galip görerek yaptıkları dayatmalar ve ödün istemeler karşısında İsmet Paşa ve ekibinin gösterdiği inançlı direnci her zaman saygıyla anıyoruz.....
BASIN AÇIKLAMASI
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı E. Org. Şener ERUYGUR, 6 Temmuz 2008 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliği tarafından verilen kararla tutuklanmıştır.
Genel Başkanımıza, Derneğimizin kuruluşu ile ilgili akıl almaz ve gerçekdışı sorular yöneltilmiş, Dernekler Kanunu çerçevesinde oluşturduğu platformlarla ilgili, Anayasadan ve Kanundan doğan hakları, sanki ağır bir suçmuş gibi vurgulanmıştır. Sözde Ergenekon yapılanması çerçevesinde Genel Başkanımızın kamuoyundaki saygın kişiliği göz önüne alınmaksızın ve Derneğimizle ilgili aslı olmayan isnatlarla, mevcut delil durumuna dayanılarak verilen dayanaksız tutuklama kararına karşı hukuk doğrultusunda itiraz olunacaktır.
Genel Başkanımız Sayın Şener ERUYGUR, geçmişte yapmış olduğu Jandarma Genel Komutanlığı görevi ve halen Türkiye’nin en büyük “Demokratik Kitle Örgütü”nün başındaki kişi olarak önemli bir kariyere sahip, toplum gözünde tartışılmaz ölçekte güven duyulan bir kişi olarak tanınmaktadır. Genel Başkanımız sayın Şener ERUYGUR, Atatürk’ü sevmiş, anlamış, onun fikirlerini hayata geçirmiş, ama aynı zamanda demokrasiye içtenlikle saygılı ve ulus ve ülkemizin bütünlüğünden yana, laik cumhuriyetin, bağımsız Türk devletinin tutkulu yandaşı, örnek bir yurttaştır.
Atatürkçü Düşünce Derneği, yasal sınırlar çerçevesinde ve Dernek Tüzüğüne göre çalışmalarını yürüten ve gücünü Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün düşünce ve yönelişlerinden alan bir “Demokratik Kitle Örgütü” dür. Bu örgütün başındaki kişi olarak görev yapan Sayın Şener ERUYGUR, gerek yaşamı boyunca üstlenmiş olduğu sorumluluklar sürecinde, gerekse Dernek Genel Başkanı seçildiği tarihten günümüze kadar yaptığı çalışmalar ile, demokratik düzene ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir Türk vatandaşı olduğu izlenimini, tüm toplumsal katmanlara yaygın biçimde sindirmeyi başarmış bir düşünce adamıdır. Atatürkçü Düşünce Derneği bugüne kadar yasadışı hiçbir eylem ve etkinlikte yer almamıştır.
Dava sürecinin gizlilik esasına göre yürütülmesine karşın; dava ile ilgili bilgi ve belgeler, kimi basın organlarınca yayınlanmış ve sorgulamanın seyri adeta gazete ve televizyon haberlerine göre çizilmiştir.Genel Başkanımızın haksız olarak gözaltına alınması ve sorgu sırasında yaşanan gelişmeler, yargılama sürecinin siyaset ile iç içe yürütüldüğünün göstergesidir.
Bizce bilinmeyen suçlama, kanıt ve gerekçeler ile göz altına alınan, tutuklanan tüm aydınlarımız adına üretilen spekülasyon ve karalamaların bir an önce belirlenebilmesi için iddianamenin hemen hazırlanıp mahkemeye ve kamuoyuna sunulması gerekmektedir
Genel Başkanımıza ve onun nezdinde Atatürkçü Düşünce Derneği’ne yönelik yıpratma, karalama ve etkisizleştirme kampanyası başarılı olamayacaktır. Derneğimiz, Atatürkçülük karşıtı uygulamamalara haklı demokratik tepkisini her fırsatta gösterecektir.
ADD Genel Başkanı Şener ERUYGUR, itidalli yapısı ve Türk Ulusunun arkasında olduğunu bilmekten kaynaklanan güven duygusuyla, içine sürüklendiği bu zorluğu da elbette aşacaktır. Bu süreç içinde bizlere düşen temel görev; Başkanımızın her zaman vurgulayarak önerdiği gibi, demokratik hukuk düzenine sıkı sıkıya bağlı ve saygılı olarak, sağ duyunun egemen olduğu bir şekilde, uygarca tepkimizi esirgemeden ve duraksamadan ortaya koymaktır.
Atatürkçülüğü, ulusalcılığı, vatanseverliği, laik Türkiye Cumhuriyetini ve devrimlerini travma görerek içinde sindiremeyenler, bu fırsatı da kaçırmamak adına iddianame dahi ortada yok iken kendilerini hakim-savcı yerine koyarak yargılamışlar ve hüküm olarak da “bağırsak temizliği” gerekçeli kararını kamuya açıklamışlardır.
Anayasasında değiştirilemez hüküm olan Türkiye Cumhuriyetinin bir HUKUK DEVLETİ olduğu gerçeğinin üzerine örtmek, Türk milletinin hukuka olan güvenini sarsmak ve ülkeyi emperyalistlerin istediği kargaşa ortamına bizzat sürüklemeyi hedef almışlardır.
Ulusalcı-Atatürkçü düşüncedeki insanlarımıza her an belirsiz bir gözaltı sürecinin parçası olabilecekleri kaygısını yaşatmaya çalışılmaktadır.
Hedef ATATÜRKÇÜLERDİR,
Hedef LAİK CUMHURİYET YANDAŞLARIDIR,
Hedef ANTİEMPERYALİSTLERDİR,
Hedef her şeyden önemlisi BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI VE HUKUK DEVLETİDİR.
Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu hukuk ve yargı sistemini, hukukun üstünlüğünü karşı devrim sürecinde yok sayan ve alabildiğince dejenere eden zihniyeti ve sahiplenenleri kınıyor, Atatürk ilke ve devrimlerinin sonuna kadar savunucusu olduğumuzu kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz. 08.07.2008
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
MALATYA ŞUBESİ
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu, 2 Temmuz 2008 tarihinde olağanüstü toplanmış ve aşağıdaki bilgilerin kamuoyuna sunulmasına karar vermiştir:
1-GYK Üyelerimiz çok değerli Genel Başkanımız M. Şener Eruygur’un haksız bir karar ile gözlem altına alınarak, aramızda bulunamayışının eksikliğini derinden hissetmiştir.
2-Yurttaşların suçsuzluklarını kanun önünde kanıtlama hakkına sahip olmaları ilkesinin (habeas corpus) dünya tarihi içinde 800 yıllık bir geçmişi vardır. Günümüzde bu ilkenin çiğnendiğini ve ülkemizin önde gelen demokrat, Atatürkçü ve aydın kişilerinin gereksiz bir yöntemle gözlem altına alındıklarına tanık oluyoruz.
3-Şener Eruygur, kaçması veya izini kaybettirmesi asla düşünülemeyecek tanınmış bir ülke aydınıdır. Bu nedenle gözaltına almak için seçilen yol, başlı başına bir yargısız infazdır.
4-Şener Eruygur’a yönelik kamuoyunda yaygınlaştırılmak istenen iddia ve imalar, emperyalizmin hizmetindeki bazı gerici, bölücü ve ikinci cumhuriyetçi çevrelerin eseridir.
5-Onun yakın mesai arkadaşı olan bizler, yurtseverliğinin ve demokrasiye olan tavizsiz bağlılığının yakın tanıklarıyız. Şener Eruygur’un başkanlık görevi süresince, demokrat, aydın ve Atatürkçü kişiliğe sahip olduğu defalarca kanıtlanmıştır.
6-Geçmişinde izlediği tutum ve davranışlara yakından tanık olanlar çok iyi bilirler ki Şener Eruygur, ülkemizde demokrasi dışı eğilimlerin en fazla ağırlık kazandığı dönemlerde bile, demokrasi safındaki kararlılığını sonuna kadar sürdürmüştür.
7-Bütün bunlardan sonra Şener Eruygur’u, basında ve kapalı kapılar arkasında hedef gösterenlerin, demokrasi ve Atatürkçülük düşmanı emperyalizmin ve onun güdümündeki zavallılar olduğu görülmelidir. Bütün bunlar emperyalizmin Sevr’i diriltme planlarının sonuçları olarak karşımıza çıkarılmaktadır.
8-Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri olarak bütün içtenliğimizle Şener Eruygur’un yanında olduğumuzu bildiririz.
9-Bütün bu karanlık ve tehlikeli gelişmeler karşısında, ADD olarak demokratik tepkilerimizi koyacağımızı ve önümüzdeki günlerde bu tepkilerimizi sonuna kadar sürdürme kararlılığı içinde olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.
ADD GENEL YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Emekli Jandarma Genel Komutanı E. Orgeneral Şener ERUYGUNER, E.Orgeneral Hurşit TOLON, ATO Başkanı Sinan AYGÜN ve Cumhuriyet Ankara temsilcisi Mustafa BALABAY ve çok değeli insan ve düşünürlerin bulunduğu, kişiler gözaltına alınmıştır.
Ulusalcı kemsi sindirmeye yönelik baskılar yapıldığı, düşünür ve siyasetçilerin sindirilmeye Çalışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Daha önce de aralarında bilim ve siyaset isimleri gözaltına alınmıştı......
Siyasal tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 2 Temmuz 1993 Sivas katliamının 15. yılındayız.
Sivas, Batılı emperyalist haydutlarca çökertilmiş, toprakları parçalanarak yağmalanmış, soylu Türk ulusunun, Kurtuluş Savaşı’yla ve Cumhuriyet’le onurunu ve bağımsızlığını korumasının ilk adımının atıldığı yerdir.
Bu nedenle Lozan'ı hâlâ resmen kabul etmeyen, içine sindiremeyen emperyalist haydutlar ve işbirlikçileri, Sivas’ta başlayan bir savaşla raflara kaldırılan Sevr’in yeniden gündeme getirilmesi ve Türklerin Anadolu’dan atılması için 1940’lı yılların ortalarından beri izledikleri politikaların sonucunu aldıklarını Sivas Katliamını gerçekleştirerek ilan etmiştir.
2 Temmuz 1993, ülkemizin onurlu tarihine bir kara leke gibi oturmuştur. Sivas Madımak Oteli’nde gerçekleşen katliamın 15. yılındayız. Gerici bir gurubun “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” sloganları eşliğinde gerçekleştirilen bu kıyımda, savunmasız insanların bulunduğu Madımak otelinde; ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semah dönenleri bulunmaktaydı. Sekiz saat süren bekleyiş sonunda bir kibrit çakıldı. 37 insan diri, diri yakıldı.. ....
Cumhuriyetimiz Tam Bağımsız, Antiemperyalist yapısıyla sonsuza dek korunacaktır
Bir gazetede, 21-22 Haziran 2008 Tarihinde gerçekleştirilen Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Kurul çalışmaları sonucunda belirlenen yeni Genel Yönetim Kurulu listesine atıfta bulunularak," Yasakçı Rektörlerin ADD'den tasfiye edildikleri " yorumu yapılmıştır.
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Genel Yönetim Kurulu, Genel Denetleme Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu Asil ve Yedek Üyelere listelerinin oluşturulmasında haberde belirtilen ölçütün düşünülmesi söz konusu bile olamaz. Adı geçen sayın bilim insanlarımız bizim için ülkemiz çok değerli kişilerdir. Esasen, iki rektörümüz bu dönem Genel Merkez Bilim Ve Danışma Kurulunda görev almak istediklerini belirtmişler, önerileri büyük bir memnuniyetle kabul edilmiş ve Genel Merkez Bilim Ve Danışma Kurulu listesinde yer almışlardır....
“Ulus, yaşanan o travma sayesinde adam gibi yaşamayı öğrendi.
Bir Milletvekilin M. Kemal’in devrimlerinin travma yaratığı, laikliğin zorla dayatıldığı, insanların dini yaşam biçimini kaybettiğini söylediği demecinde, yine geçenlerde İsmet İnönü’ye “millet düşmanı” diyen anlayışı taşıyan düşüncelere sahip kişilerin gerçek hedefleri belidir. M.Kemal in devrimlerine cumhuriyetin değerlerine, Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşlarına acımasız eleştiriri dozu artırılarak sürdürenler, doğrudan M.Kemal’e saldırıyı göze alamayanların, yeni yöntemleri M.Kemal’in yaptıklarına ve yakınlarına saldırarak hedeflerini belirlemiş vaziyettedirler......
ADD 10.OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİDİR
ADD Genel Kurulumuzu Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyet rejimine karşı yürütülen açık uygulamaların olduğu bir dönemde yapıyoruz. Sevr'i yeniden hortlatmaya çalışan yerli ve yabancı işbirlikçi kadrolar iş başındadır. Emperyalistler ile işbirlikçileri, gericiler ve bölücüler ülkemizin geleceğini tehdit eder durumdadır. Tarikat ve cemaat hareketleri Cumhuriyetimizi yok etmeye çalışırken bölücüler de ülkemizi bölmeye çalışmaktadırlar. Terör devam etmekte, birçok askerimiz bu nedenle Güneydoğu Bölgemizde can vermektedir. Ülke birlik ve bütünlüğü için şehit olan Mehmetçiklerimizi şükranla ve minnetle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyoruz.
Ülkemizde etnik ayrımcılık körüklenmekte, dini duygular suiistimal edilmekte, toplum inanan-inanmayanlar şekline ikiye bölünmeye çalışılmaktadır. Yurtdışında Ermeni Soykırımı yalanı sürekli gündemde tutulmakta ve ülkemiz baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. KKTC Devleti'nin ortadan kaldırılması için çalışılmakta ve Güney Kıbrıs Devleti'ne iltihak edilmeye çalışılmaktadır....
BAŞSAĞLIĞI DUYRUSU
Atatürkçü Düşünce Derneği ailesinin değerli Diyarbakır şube başkanı Dr. Rıza Gül, 22.06.2008 günü saat 18.00 dolaylarında Ankara'da geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat haberini büyük üzüntü içinde duymuş bulunmaktayız.
Başkanımıza Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diyoruz.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
MALATYA ŞUBESİ
ATATÜRK'ÜN GERCEK ÖLÜM NEDENİ !
Servet Deniz
Hafta sonu Ceyhan Mumcu'yu dinledim. Konu AB'nin Kemalizm'e bakişiydi. Konuşmasina Attila Ilhan' ı anarak başladi.
Onun aydinlanma etkinliklerine editörlük yaptigindan söz etti. 'Parola vatan, isareti namus' sözünü yeniden gündeme getirisini anlatti.